İran'da Nevruz Bayramı ve kutlamalar, Adetler

Yeni yıl ve baharın gelmesi ve yeni yılla beraber düzenlenen törenler İran medeniyetinde çok uzun zamanlara dayanır.

İranlılar binlerce yıldır baharın gelmesi ve yılın yenilenmesiyle beraber yeni yıl ve bahar törenlerini uzun zamanlardır devam ettirmesi her şeyden daha önemlidir.

Eski çağlardan beri İran kültürünün bir parçası olan bu törenler doğadan alınmış maddi ve manevi ihtiyaçların bir parçası olarak tarih boyunca devam etmiş ve bugünlere kadar gelmiştir.

İranlıların birlik ve beraberliğini sağlayan Nevruz törenleri ve adetleri doğanın yenilenmesi bereketlenmesi ve temizlenmesini İranlıların kutlamalarıyla bütün dünyaya yayılmaktadır.

İranlı araştırmacılardan Emir Huseyn Hikmetniya Nevruz’un nasıl ortaya çıktığına dair en eski yazılı kaynaklarda tanrının dünyayı 36 günde yaratmasını sonlandırdığı, Ferverdin’de dinlendiğinin yazıldığını hatırlatarak, nevruz’un yaratılışın sonlanması ve bütün mahlukatın yaratılması olduğunu belirtti.

Hikmetniya açıklamalarının devamında, bazı yazılı kaynaklarda Nevruz’un Pişdad hanedanlığının şahlarından Cemşid’in döneminden bu yana kutlandığını belirterek, İslam dönemi Ebu Reyhan Biruni gibi alimlerin de naklettiği Cemşid efsanesinde Cemşid’in yüzünün güneş gibi parladığı ve dönemin insanlarının iki güneş gördüğü ve bugünü yeni gün saydıkları ve bunu kutladıklarının nakledildiğini söyledi.

Hikmetniya sözlerinin devamında, Biruni’nin de naklettiği; Ehrimen’in doğaya kuraklık getirdiği bir dönemde Tanrı tarafından Cem’in Ehrimen’in ikametgahına gittiği ve uzun bir süre orada kaldığı ve geri döndüğünde doğanın yeniden bereketlendiği ve halkın hoşnut olduğunu ifade ederek, halkın yüzünden nur saçılan Cem’in geri döndüğü günü güneşin doğuşu gibi algıladığı ve halkın bir günde iki güneş doğmasını Nevruz olarak adlandırdığını ve törenler düzenlediklerinin kaydedildiğini daha sonra İranlılar arasında bu törenler çağlar boyu yaşayarak bugünlere kadar geldiğini belirtti.

Böylece İran mitolojisinde Cem’in, “Şid” yani parlayan, aydın olarak adlandırıldığına değinen Hikmetniya, Cemşid’in güneş parlayan ve her yere nur saçan olduğunu ve buyüzden Cemşid’in Nevruz ile bağının hayata yeniden dönme yeryüzünün aydınlanması olduğunu söyledi.

Ahameneşiler döneminde de Nevruz kutlamalarının yapıldığı yapılan araştırmalarla ortaya çıkmıştır. Kaynaklar Ahameneşiler döneminde Nevruz’un 21 İsfend-19 Ordibeheşt (13 Mart-9 Nisan) arasında yeni yıl olarak kabul gördüğünü naklederler.

Persepolis’te Nevruz kutlamalarının yapıldığına dair her hangi bir belge yoktur ama özellikle Apadana ve Pelkan’da bulunan resim ve kabartmalarda Nevruz kutlamalarının yapıldığı anlaşılabilir.

Nevruz Kembucye ve Daryuş döneminde Mısır’a taşınmış ve henüz hem Mısır’da eski İran adetleri olarak Nevruz kutlamalarının izleri görülmektedir.

Farsça, Arapça ve Pehlevice kaynaklar Sasaniler dönemi halk arasında ve saray etrafında Nevruz kutlamalarının revaçta olduğunu göstermektedir.

Sasani dönemi İranlıların Nevruz kutlamaları Emeviler ve Abbasiler döneminde de devam etmiş ve İslam sonrası dönemde İranlı hanedanlıkların kurulmasıyla Nevruz kutlamaları Bağdat tarafından da dikkatle izlenmiştir.

Selçuklu ve Safevi dönemleri kaynakları da bu dönemlerde Nevruz kutlamalarının yapıldığını yeni yılın ve baharın gelmesinin törenlerle kutlandığını ortaya koymaktadır.

Neruz kutlamaları ve törenler:
Hane Tekani (Ev Temizliği):
Nevruz gelmeden önce ev temizliği; İranlıların eski inançlarına göre insanların hem zatları vardır ve insan öldükten sonra bunlar yılın ilk günleri kendi yuvasına geri döner ve evini ziyaret eder hatta Nevruz sofrası olarak meşhur Heft Sin (Yedi s harfiyle başlayan yiyeceklerin koyulduğu Nevruz’a özel sofra) sofrasından yemek yer. Bu dönemde geri döndüğü evi temiz ve güzel bulursa, hem zatlar sevinir ve yaşayanlara hayır dualar eder.

Eğer ev temiz ve güzel olmasa ve Heft Sin sofrası bulunmasa ev halkına lanet eder, ev halkı diğer Nevruz’a kadar azap içinde kalırlar. Bu nedenle Nevruz’un yakınlaşmasıyla “Hane Tekani” ev temizliği yapılır. Ev eşyaları toplanır, bunlar yıkanarak temizlenir ve ölmüşlerin hem zatlarının gelişi beklenir.

Ev halkının bu dönemde mum yakarak veya çırağlarla ölmüşlerinin mezarlarına gitmeleri de ölmüşlerinin evlerini yuvalarını daha kolay bulmaları içindir.

Çarbamba Suri (Yılın Son Çarşamba Günü Kutlaması):
Hint ve İranlı kavimlerin kutladığı törenlerden biri de Çarşamba Suri’dir ki bu tören ateş törenlerinin bir parçasıdır. Nevruz gelmeden yani yılın son Çarşamba günü bu kutlamalarda ateş yakılarak kutlamalar yapılır. Ateş İranlılara göre aydınlık, nur ve temizliğin sembolüdür. En önemlisi de ateşin Tanrının azametinin bir sembolü olmasıdır. Ateş yakılarak yapılan kutlamalarda Ehrimen’in (Şeytan) yarattığı hastalık, kötülükler ve kirliliğin temizlenmesi amaçlanır.

Eski inançlara göre ölmüşlerin hem zatları gökyüzündeki makamlarından yeryüzüne, kendi evlerine geri dönerler. Pak ve temiz ruhların çekilmesinin gerekliklerinden birinin de evlerin damlarında, mahallelerin girişinde ateş yakılması olduğuna inanılır. Yakılan ateşler gökten gelen ruhlara yol göstermesi ve aydınlık içinde evlerine girmesi istenir.

Acil-i Muşkil Güşa (Müşkülleri Çözen Çerez):
İranlıların inancına göre Nevruz için hazırlanan yiyeceklerden çerezler hastalığı ve derdi olan herkes için bunların halka dağıtılmasıyla giderileceğidir. Nevruz için hazırlanan bu yiyecekler ölmüşlerinin hoşnut olması içindir. “Lork” adlandırılan 7 çeşit meyve, kuru meyve veya fıstık, badem, susam, kuru üzüm, ceviz, şeftali ve Zerdüştlerin kutsal saydığı incir bu sofrada bulunur. Bugün bu sofralar hazırlanırken Hindistan cevizi, kayısı ve şekerlemeler de koyulur.

İranlılar eskiden yeni yıl girmeden önce bedenlerini temizler, güzel konular sürünür ve en güzel elbiselerini giyerek diğerleri görüşür ve öpüşürlerdi.

Bu gün dolayısıyla esirler azad edilir, tutsaklar bırakılırdı. Bu nedenle de Nevruz özel bir öneme sahipti.

Heft Sin (7 s harfiyle başlayan yiyecekler)
Nevruz’un en önemli kutlamalarından bir hetf sin sofrası kurulmasıdır. Elbette Nevruz dolayısıyla birçok sofra açılmasına rağmen en meşhur Nevruz sofrası heft sin olmuştur.

Heft sin sofrası günlerce süren Nevruz kutlamaları boyunca açık kalır ve ölmüşlerin ruhlarının evlerine geri döndüklerinde bu sofradan taam etmeleri beklenir.

Heft sin doğrudan İran kültür tarihinin bir parçası olan Zerdüştlüğün 7 Emşaspend’i (başlatıcılar) ile bağı vardır. Hormozd, Behmen, Ordibeheşt, Şehriver, Sependarmoz, Emordad ve Suruş 7 Emşaspend’dir. (Eski İran inançlarında bu başlatıcılar bir lambadan bir başka lambanın yakılması gibi bu başlatıcılar varlığın yaratılmasını bir zincirleme olarak sağlarlar.)
İranlılar eski inançlarına göre heft sin yani çeşitli yiyeceklerin bulunduğu 7 sini (tepsi) hazırlanır ve bu tepsiler eski zamanlarda beyaz tamamen her türlü lekeden arınmış sinilerdir.

Bu tepsilerin baş ucuna ayna, şamdan, su dolu kap, gül suyu koyarlar daha sonra sofraya nar, elma, gümüş paralar, çiçekler, kutsal kitap, yapraklı bitkiler bırakılırdı.

Sofrada ayrıca çeşitli meyve ve çerezlerin yanı sıra tatlılar, yoğurt, şerbetler, şeker ve su da koyulurdu.

Bazıları bu konuda eski zamanlarda Heft sin’in Heft Şin olduğunu yani ş harfiyle başlayan şeylerin koyulduğunu bunların arasında şarap da bulunduğunu ama İslam sonrası dönemde şarabın haram olması nedeniyle Heft Şin’in Heft Sin’e dönüştüğünü savunurlar.

Şadbaşguyi (Kutlama Bayramlaşma):
Yeni yıl top atışı yapılmasıyla evin ak sakalları yerlerinden kalkar ve ev halkının her birine kaşıkla bal veya şerbet sunar, üç parça tatlı, meyve veya üç parça yeşillikle altın, gümüş para verirler ve Nevruz kutlanırdır.

Ev halkı ayak üste bekler, yüksek sesle kutsal kitaptan bir ayet okunur ve Tanrıdan sağlık sıhhat ve mutluluk istenir.

Zerdüşt kaynaklarından elimize ulaşan bilgilere göre Nevruz kutlamaları Ferverdin ayının (21 Mart) ilk günü başlar ve 21 gün süreyle devam eder. Bu sürede yakınlar ziyaret edilir, Ferverdin Gan gibi dini ayinler yerine getirilir, gezi ve bahçelerde hoş vakit geçirilmeye daha sonra ölmüşlerin mezarları ziyaret edilmeye çalışılırdı.

Yas Sahiplerini Ziyaret:
İranlılar çok eski zamanlardan beri Nevruz’un ilk günü yaslı ailelere ziyarete giderler ve onlar için Nevruz sofrası açarlar, mum yakar ve yaslı aile fertlerinin ellerine kına yakarlar. Bu ziyarette yasın yerini mutluluğun alması istenir.

Hediyeleşme:
İranlılar arasında Nevruz bayramında hediye vermenin ve almanın özel bir yeri vardır. Bu bayramda herkes kendi durumuna göre yakınlarını mutlu günde unutmadığının bir göstergesi olarak hediye alır ve bu hediyeler sahiplerine verilir.

Sizdeh Be-der (Nevruz’un 13. günü)
İslam dönemi sonrası İranlılar her ayın 13’ünü uğursuz bir gün olarak addederer ve bu uğursuzluktan kurtulmak için evlerini barklarını bırakarak düzlüklere, yeşil alanlara giderek hoş vakit geçirmeye çalışırlar.

Oysa bugüne kadar her hangi bir araştırmacı Nevruz’un 13. gününün uğursuzluğu konusunda bir şey ortaya koymamıştır. Hatta Ebu Reyhan Biruni’nin Asaru’l-Bakiyye adlı eserinde bugünün kutlu bir gün olduğu nakledilmektedir.

Kaynaklara göre İranlıların eski adetlerince 12 gün boyunca Nevruz kutlaması ardından yılın 12 ayı için Nevruz’un kutlu olan 13. günü dolayısıyla yeşil alanlara gitmişler ve Nevruz kutlamalarını sonlandırmışlardır.

Ot Bağlama:
İran mitolojisinde ilk insan ve şah olarak Keyumers anılmaktadır. Keyumers’in Meşid ve Meşyane adlarında biri kız ve diğeri erkek ikiz çocukları vardır. Meşid ve Meşyane Nevruz’un 13. günü evlenirler ve evliliklerinin göstergesi olarak Mord dallarından birbirine bağlarlar. Bu inanca göre genç çiftler evlilik yemini için günde ot bağlarlar.

 

 

Yorum Yaz